Gate to Turkey
TÜRKİYE REHBERİ
İstanbul
A'dan Z'ye Türkiye
Yelken
Genel bilgiler
DÜNYA TURU
Güzergah
İpuçları
Life style
Fırsatlar
Bize ulaşın
Linkler
NEWS BY EMAIL
Reklam için
HIZLI ARAMA

Uykucunun dünyası
Log In
Username:
Password:
If you are not registered yet, you can do so by clicking on the button below.
İstanbul kaçamağı

Çiçeklerin zenginliğine hayran olmamak imkansız.


İstanbul'a gelmesi güzeldir de kaçması da güzeldir. Üstelik yerlisiyseniz, şehrin büyüklüğü ve kalabalığı daha bir basar insanın üzerine. İstanbul'da yaşamak her yeşe rağmen güzeldir ama turist olmanın başka bir tadı vardır herhalde. Şehrin balını tadıp gidersiniz sonuçta. Ama İstanbul'a kısa bir süreliğine gelmiş olanlar için de bazı kaçamak ihtiyaçları olabilir. Sözgelimi İstanbul yeterince sessiz ve yeşillik bir kent değildir. Ne yazık ki, öyledir. Çok değil, 50 sene öncesinden bahsedenler, bugün rastlayamayacağınız ağaç türlerinden ve iklim koşullarından söz ederler. İnsan ilişkileri de çok değişiktir vs. Fakat dünya üzerindeki bazı çok özel kentlerden biridir burası. Ne yapsanız rengini korur. Üzerinden çok fetihler geçmiş, çok uygarlık lar görmüş geçirmiş, çok sevilmiş, ele geçirilmek için çok uğraşılmış, hem Doğulu hem de Batılı acayip bir yerdir. Bitki örtüsü de öyledir. Biraz kuzeye doğru gitmeye başlarsanız, Karadeniz ikliminin kendine özgü dokusu başlayıverir. Karadeniz iklimi çok yeşildir, toprağı pek az görürsünüz. İşte, Beykoz ilçesine bağlı Polonezköy de bu yeşillikten bolca nasibini almış enfes köylerden biridir.


Tipik bir Polonezköy evi.
Bir deyim olarak 'kebap yapmak'
Polonezköy'e gitseniz ne yaparsınız? Bu sorunun cevabı gayet basit: Yer, içer, dinlenirsiniz. Türkçe'de, özellikle Doğu bölgelerinde tam da bu durum için kullanılan bir deyim var: Kebap yapmak! Üstelik, eğer trafik açıksa, Taksim'den neredeyse yarım saat mesafede bir köy. Aylardan öyle bir zaman ki, yemyeşil ağaçların altındaki serin gölgede bir hamağa uzanıp, çiçek kokuları içinde şekerleme yapmak, esaslı bir dinlenme alternatifi olabilir. Yine mevsim itibariyle çiçeği, böceği yazmaya hiç ihtiyaç yok.
Sadece şunu ekleyelim: Biz Polonezköy'e geldiğimizi, her yanı kuşatmış enfes mor salkımları görünce anladık. Arabadan inince, havadaki yasemine benzer kokuyla bu bilgimiz pekişti. Polonez mönüsü olan restoran çok az ama bunlardan birini bulup karnımız doyunca duruma daha bir ikna olduk. Ev yapımı ceviz likörü ve kahve ise, durumu gerçekten içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Sonra gölgeler uzadı, güneş biraz çekildi, kuşlar günbatımı konserine girişince, akşamsefası da mesaisine başladı.


Son lale devri
Yıl, 1842... Polonezköy, eski adıyla Adampol, Polonyalılar tarafından kurulmaya başlanmış. İki yıl sonra genel bir nüfus sayımı yapılacak ve halka, 'mecidiye' denilen ilk kimlik belgeleri verilecektir. Bu kağıtlar fesin altına konduğu için, adı 'kafa kağıdı' olarak kalacaktır ve bugün halen kullanılan bir deyimdir. İstanbul, kentleşme anlamında yeni bir kimlik kazanmaya başlar ve bu da Avrupalıların bu kente ilgisini arttırır. Dönemin Avrupa kentlerindeki barok, rokoko, ampir ve neogotik üslupların karışımını yansıtan seçmeci bir formda yeni bir yapılaşma başlar. Evlerde artık mobilyalar vardır ve yaygın bir lüks düşkünlüğü hakimdir. Avrupa ülkelerinden gelen subay ve diplomatlar kendi geleneklerini de bu kente taşırlar. Topkapı Sarayı artık tamamen terk edilmiştir. Kadınlar artık Avrupa'dan gelen korse, iç çamaşırı, şemsiye ve eldivenleri tercih etmektedir. Dış alım öylesine artar ki, saraya Amerika'dan buz bile getirilmiştir. Kadın erkek ilişkileri değişir ve daha rahat bir hal alır. Dönemin İstanbul'u yabancı gezgin ve araştırmacıların uğrak yeridir. Beyoğlu semti de aynı dönemde bugüne taşınan kimliğini bulur. Yani devir dışa açılma, sefahat ve bir bakıma çöküş sinyalleri veren bir devirdir.
Bu değişimler, henüz çocuk denecek yaşta tahta çıkan Sultan Abdülmecid dönemine ait bilgiler. Abdülmecid adeta bir Avrupa prensi gibi yetiştirilmiş, din eğitimi de almış ama Fransızca ve Batı müziği eğitimi de olan ve babasının başlattığı Batılılaşma hareketinin ortasına düşen bir padişah. Hassas, hoşgörülü ve kan dökmekten nefret eden bir kişiliği var. Kişiliğinin en önemli yanlarından biri ise, özgürlüğe olan düşkünlüğü. İşte Abdülmecid'in Polonyalılarla olan bağlantısı da bu noktada başlıyor.


Köy pansiyonculuğuyla da tanınıyor.
Polonya kolonisi
Avrupa devletlerinin baskısı ağırlaşmış ve ulusçuluk hareketi Osmanlı Devleti'nin dağılma sürecini kaçınılmaz bir hale getirmiştir. Polonya da bu dönemde Osmanlı Devleti'nin müttefikiydi çünkü her iki tarafın da Rusya'yla sorunu vardı. Rusya ile çeşitli zamanlarda mücadeleye giren Polonyalılar, yenilgi halinde Osmanlı topraklarına sığınıyordu. Hatta Müslüman olup Türk uyruğuna geçenler bile vardı. Polonezköy'ün kurulması için fiilen çalışan Mehmed Sadık Paşa da bunlardan biri. Adının anlamının rastlantı olmadığını, kendisinin gerçekten sadakat içinde olduğunu tahmin etmek zor değil. Mehmed Sadık Paşa'nın asıl adı ise Çaykovski. Projenin asıl mimarı olarak gösterilen kişi ise, aynı ihtilalci kuşağın Paris'e sığınan temsilcilerinden Adam Çartoriski idi. Hatta köyün ilk adının Çartoriski'den esinlenildiği sanılıyor. Çartoriski'nin amacı, Polonya Rus işgali altında olduğu için, dünyanın birçok yerinde bağımsız Polonya kolonileri kurmaktı. Ne var ki, bu fikir Osmanlı mevzuatına uymuyordu. Sultan Abdülmecid, bu uymama durumunu gözardı etmiş ve Adampol'ü kurma girişimleri başlamış. O sırada, şimdiki Polonezköy'ün olduğu yerde Katolik Lazarist keşişlerinin bazı dini kuruluşları bulunuyormuş. Sadık Paşa buraya pek az sayıdaki Polonyalı mülteciyi yerleştirmiş.
Polonyalılar uzun bir süre çiftçilik ve mandıracılık yapmışlar, ardından da pansiyonculuk. İstanbul'un ilk pansiyonlarını kendilerinin açtığını söylüyorlar. Önceleri 15-20 kişi ile başlayan koloni zamanla büyümüş. 1863 yılına gelindiğinde, Polonezköy'ün bağımsız statüsünün siyasi önemi kalmamış ve 1885 yılında da tümüyle ortadan kalkmış. 1940 ve 1950'li yıllara gelindiğinde Polonezköy, az sayıda İstanbullunun ara sıra gidip kaldığı bir tatil yeriymiş. Yakın zamana kadar varlığını sürdüren domuz çiftliğinde yetiştirilen domuz etiyle de bilinirmiş. İslamiyette domuz eti yasak olduğu için, bu yasağa pek aldırmayanlar domuz etini Polonezköy'de yermiş. Bir diğer bilgi de Polonezköy'ün küçük kaçamaklar için gidilen bir yer olduğu. 1970'li yıllarda Polonyalılar yavaş yavaş köyü ve Türkiye'yi terk etmiş ve onların yerine Türkler yerleşmiş. Eski kilise yıkıldıktan sonra, yerine 1914 yılında yapılan Polonyalı Katolik Kilisesi ve papaz evi halen orada. Köyün mezarlığı da gezilebilecek yerler arasında. Kırım Savaşı'nda ölen Polonyalılar burada yatıyor. Mehmed Sadık Paşa'nın karısı da Müslüman olmuş bir Polonyalıymış. Ölünce, Müslüman olmasına rağmen bu mezarlığa gömülmüş. Köyün kurucusu Sadık Paşa ise daha sonra Polonya'ya dönmüş ve yeniden Katolik olmuş.


Restorandaki resimler
Köyün tarihi böyle gelişmiş. Bugün, çapkınlık köyü unvanını hâlâ sürdürüyor mu bilemiyoruz ama İstanbul'dan kaçamak yapmak herhalde sadakatsizlik sayılmaz. Köyde Polonyalı olanlara pek rastlayamazsınız. En fazla üç beş aile kaldığı söyleniyor. Anna Dohoda da bu aile üyelerinden biri. 1950'li yıllardan günümüze Polonezköy'ün yakın tarihini biliyor. Tıpkı Çaykovski gibi onun da Cihangir'de evi var. Kendisinin anlattığına göre, eskiden, Avrupa yakasından Polonezköy'e gitmek için önce 'dilenci vapuruyla' Anadolu yakasına geçilir, oradan da atlı arabalarla uzunca bir yolculuktan sonra köye ulaşılırmış. Anna Dohoda pansiyonculuk geleneğini sürdürüyor. Ayrıca ailesine ait 90 yıllık bir evi de restoran olarak işletiyor. Leonard Dohoda'ya ait olan ev, isimlerde bir birleştirme yapılarak Leonardo olarak kayda geçmiş. Tümüyle kestane ağacı kullanılarak inşa edilmiş olan evin iç yapısı da korunmuş. Anna Dohoda size evi severek gezdirir. Duvarlarda, Polonezköy'ün eski sakinlerine ilişkin yeterince fotoğraf da göreceksiniz. Anna Dohoda'nın kendi elleriyle yaptığı likörlerin de tadına doyulmaz.


Aklınızda bulunsun...
* Köyde, Polonez mönüsü de olan tek restoran Leonardo. Önceden sipariş verildiğinde yaban domuzu da hazırlayabiliyorlar. Ceviz likörünü mutlaka tadın. Köyiçi Sok. No: 32, Polonezköy. Tel: 0216 432 30 82.
* Ahşap, taş ve yeşilin birleşiminden oluşan bir başka değişik mekan da Village Park. Restoran ve havuz gibi olanakların yanı sıra maneji de olan bir tesis. Ayazma Mah. No: 19, İshaklı Köyü. Tel: 0216-434 59 31.
* Polenezköy'de kalabileceğiniz adresler: Club Adampol Tel: 0216 43231 56 ve Polka Hotel www.polkahotel.com
* Ulaşım için en uygun yol, araç kiralayıp Fatih Sultan Mehmet köprüsünden Polonezköy tabelalarını izlemek



[ GİZLİLİK POLİTİKAMIZ ]  [ BİZE ULAŞIN ]
Gate To Turkey, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun yayınlanmaktadır. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.