Gate to Turkey
TÜRKİYE REHBERİ
İstanbul
A'dan Z'ye Türkiye
Yelken
Genel bilgiler
DÜNYA TURU
Güzergah
İpuçları
Life style
Fırsatlar
Bize ulaşın
Linkler
NEWS BY EMAIL
Reklam için
HIZLI ARAMA

Uykucunun dünyası
Log In
Username:
Password:
If you are not registered yet, you can do so by clicking on the button below.
Yılın moda tasarımcısı: Hüseyin Çağlayan
1970 yılında Kıbrıs'ta dünyaya gelen Hüseyin Çağlayan'ın annesi ve babası, günün birinde oğullarının dünya çapında ünlü bir tasarımcı olacağını akıllarından geçirmişler miydi acaba? Ailesinin gurur kaynağı 30 yaşındaki Hüseyin Çağlayan artık dünyanın tanıdığı bir tasarımcı. Ard arda iki yıl İngiltere'de ''Yılın Modacısı'' seçilmesiyle yeteneği ve dehası tescillendi.
1993 yılında, dünya modasına imzasını atmış birçok ünlüyü yetiştiren Londrada'ki Central St.Martin's'den mezun olduğunda moda çevrelerinde adı duyulmaya başlamıştı bile. Çünkü mezuniyetinde ''Şeref Ödülü''nü kazanmıştı. O aerodinamiğe, felsefeye ve tıbba ilgi duyan bir tasarımcıydı. Zaten bu yüzden de mezuniyet koleksiyonunu bahçeye gömerek, nasıl ayrışacağını görmek istemişti. Sonradan da, zarfa konup postalanabilen yırtılmaz kağıttan kıyafetlere ve daha pek çok ilginç tasarımlara imzasını atacaktı genç tasarımcı.


Her defilesi bir olay
Mezuniyetinin ardından açtığı kişisel sergiler, ilginç tasarımlarla hazırladığı defileler birbirini izledi. O günlerden itibaren her defilesi bir olay oluyor. Çünkü o, hep bir temayı işleyen koleksiyonlar hazırlıyor. Defileleri podyum üstünde kıyafetlerin ard arda sergilenmesinden çok, enstalasyon ya da performansı çağrıştırıyor. Dekor olarak bazen koskoca ışıklandırılmış bir kübü kullanırken, müzik için tercihi tıpkı ''Göç'' temalı son defilesinde olduğu gibi Bulgar korosu olabiliyor. Bazen de mankenlerin kafalarına tahtan koniler giydiriyor. Çok karışık gibi görünen fikirleri, çok basit, özünde saf, ama parıltılı tasarımlarla insanlara aktarabildiği için bu genç adamın dehası ve yeteneği artık tartışılmıyor. Tasarımlarındaki estetik onun mükkemmliyetçi yapısını ortaya çıkarırken, aynı zamanda gizemi de seriyor gözler önüne. ''İnsanlar kıyafetlerimin taşınmasının güç olduğunu düşündüklerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum. Onların üstlerinde görmek istiyorum kıyafetlerimi, onlara bir gerçeklik kazandıracağına inanıyorum. Bu benim için çok önemli. Ayrıca, bir şeyi modern yapanın da fonksiyonelliği olduğunu düşünüyorum. Modernizm bu yüzden vardır; bir objenin tasarımını doğuran etken işlevidir'' diyor Çağlayan. Hüseyin Çağlayan için konsept, üründen çok daha önemli. Bu yüzden de her defilesi ayrı bir temayı işliyor. Amacı belli bir fikri sembolleştirerek, ona bir ortam sunmak. Bunu da sadece defileleri sırasında gerçekleştirebildiğini belirtiyor ve şöyle diyor: ''Kendi yarattığım ortamda, kendi müziğimi kullanıyorum. İşte o an, benim anım''. Takvimler 1997'yi gösterirken, Çağlayan, İngilterede kamuoyunun en çok konuştuğu isimdi. Çünkü defilesinde, peçeli, ama çırılçıplak mankenler boy gösteriyordu. Sonunda da çıplaklıkları, ayaklara doğru giderek kapanmış halde arka arkaya podyuma çıkıyorlardı. Dakikalarca alkışlanan Hüseyin Çağlayan bu defilenin ardından şunları söylüyordu: ''Beni modadan çok fikirler ilgilendiriyor. Bu koleksiyonumla moda sunmadım. Çünkü klişeleri değil, fikirleri seviyorum. Koleksiyonumda İslam dünyasından etkilendim; peçe ve çarşaf kullandım. Çıplaklık doğayı, çarşaf ise kültürü ortaya koyuyor. Kültür ile bizi saran doğa arasında aslında büyük bir fark vardır. Bence moda, modayla değil, fikirlerle bağlantılı.''

Zekâ parıltılı tasarımcı
''Geçken mimar olmayı hayal ediyordum. Ancak, bunu tam olarak da istediğimden emin değildim. Ne olmak istediğimi ve en çok neyin beni ilgilendirdiğini sordum kendime. Tek bir şeyden emindim. İnsan vücudu ilgimi çekiyordu.'' İşte bu ilgisi onun, St.Martin's'e girmesine yol açmış. Ama, asla tasarımcı olmayı düşünmüyormuş Çağlayan. Tek amacı ''bir okul bitirmek''miş. Mezun olana kadar da bu düşüncesi değişmemiş. Şimdi bulunduğu yere de şans eseri geldiğini söylüyor! Toprak, güneş, dünya ve etnik kültürler onun ilham kaynakları. ''İnsanoğlunun evrimine bakıp, ondan bir şeyler elde etmenin etek boylarından çok daha ilginç olduğunu düşünüyorum'' diyor. Evrendeki her şey onun ilgisini çektiği için, bilimsel kaynakları takip ediyor. Modanın dışındaki konularla da ilgileniyor. Belki de bu yüzden Independent gazetesi Hüseyin Çağlayan'ı şu şekilde tanımlıyor: ''Prada sizi soğukkanlı, Gucci şık, Versace zengin gösterir. Ama içinde zeka belirtileri olan bir marka istiyorsanız yılın Moda Ödülü'nü kazanan Kıbrıslı Türk modacı Hüseyin Çağlayan'a gitmelisiniz.'' Çağlayan 1992 yılında Rifat Özbek'in gösterdiği başarıyı tekrarladığında ve İngiltere'de ilk kez ''Yılın Modacısı'' seçildiğinde ise takvimler 1999 yılını gösteriyordu. Moda otoriteleri tarafından son on yılın en parlak ve kışkırtıcı tasarımcılarından biri olarak tanımlanıyordu. İlk kez ''Yılın Modacısı'' ödülünü kazandığında defilesini ezan okutarak başlatmıştı. Bunu da ''Defilelere hazırlanırken içime ne doğarsa, ne hissedersem onu yapıyorum. Doğal olduğu için de beğeni kazanıyor'' diye açıklıyordu Hüseyin Çağlayan.

İkinci kez Yılın Modacısı
Son Londra Moda Haftası'nda, Hüseyin Çağlayan ''Göç'' temalı moda şovuyla yine olay yarattı ve ikinci kez ''Yılın Modacısı'' seçildi. Londra'da Sadler's Wells Theatre'da yapılan defilenin temasının yanı sıra eteğe dönüşen sehpalar ya da elbise oluveren koltuklar dikkat çekti. Bu gösterisinde, Çağlayan mimariye endüstri ya da otomotiv tasarımına el attığında da çok başarılı olabileceğini kanıtlıyordu. Bu mobilyalar, St. Martin's'den arkadaşı olan endüstri tasarımcısı Paul Topen ile birlikte geliştirildi. Onu bir dahi olarak tanımlayan Topen, Çağlayan'ın projelerinde her sezon yer alıyor. Bu son defilesinde de valizin içine sığabilen sandalyeler ve kıyafetin bir parçasına dönüşecek sehpalar yapmasını istemiş. ''Bizi sarmalayan çevremizi yanımızda taşımamızdan yola çıktım'' diyor Çağlan. O yüzden de defilenin ana teması ''Göç''. Defile tabii ki 2000-2001 kışının sinyallerini de veriyordu. Kıyafetler yine minimalist. Önlüklü elbiseler, kocaman cepkenli kabanlar dikkat çekiyordu. İzleyenleri yine kreasyonları ve defilesiyle bir kez daha büyülemişti. 1998'den beri Amerikan markası TSE için yılda iki koleksiyon hazırlayan Çağlayan, New York'la Londra arasında mekik dokuyor. Şimdi de Çağlayan'ın Prada'ya transfer olması konuşuluyor moda çevrelerinde. Anlaşma sağlanırsa, emekliye ayrılan Alman Modacı Jil Sander'in yerine Prada'nın bir numaralı tasarımcısı olacak 30 yaşındaki Hüseyin Çağlayan. Prada Modaevi yetkilileri genç modacıyla görüşmek üzere Londra'ya gitmiş ve Jil Sander'den boşalan yeri teklif etmişler kendisine. Ancak Hüseyin Çağlayan'ın kararının ne olduğu henüz bilinmiyor. Fakat ne karar verirse versin tasarımlarına felsefi anlamlar katan tasarımcının daha nice başarılara imza atacağına hiç kuşku yok! Mayıs ayında yolu Fransa'ya düşecek olanlar için son bir not daha aktarmak istiyoruz. Bu yıl Avignon Festivali'nde genç tasarımcının mobilya tasarımları sergilenecek.



[ GİZLİLİK POLİTİKAMIZ ]  [ BİZE ULAŞIN ]
Gate To Turkey, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun yayınlanmaktadır. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.